Geoteknik projenin doğruluğu, çoğu zaman analiz yazılımından veya kullanılan hesap yönteminden önce; sahadan alınan verinin kalitesiyle belirlenir. Çünkü yanlış planlanmış bir zemin etüdü, en gelişmiş mühendislik analizlerini bile hatalı sonuçlara götürebilir.
Bu nedenle sondaj sayısı belirleme süreci yalnızca “kaç metre delgi yapılacağı” sorusundan ibaret değildir. Yapının oturma davranışından taşıma gücü hesaplarına, sıvılaşma değerlendirmelerinden kazı destek tasarımına kadar tüm geoteknik kararların temelini oluşturur.
Özellikle TBDY 2018 ve sonrasında yayımlanan güncel tebliğlerle birlikte; zemin etüdü sondaj sayısı, sondaj derinliği ve araştırma kriterleri çok daha net tanımlandı. Temel taban alanına göre minimum sondaj adedi, yapı genişliğine bağlı derinlik şartları, efektif gerilme hesabı ve kaya ortamında devam zorunlulukları artık doğrudan denetim süreçlerinin parçası haline geldi.
Bu değişikliklerin pratikteki en önemli sonucu ise şu oldu:
Eksik veya yönetmeliğe aykırı planlanan sondaj çalışmaları artık yalnızca teknik risk değil; aynı zamanda ciddi zaman, maliyet ve ruhsat problemi anlamına geliyor.
Örneğin yetersiz araştırma derinliği nedeniyle gözden kaçan zayıf bir tabaka:
- taşıma gücü problemlerine,
- beklenmeyen diferansiyel oturmalara,
- kazık boylarının yeniden revize edilmesine,
- proje gecikmelerine
neden olabilir.
Benzer şekilde gereğinden fazla açılan sondajlar da, özellikle büyük ölçekli projelerde ciddi bütçe kayıpları oluşturabilir. Bu nedenle modern geoteknik yaklaşımın amacı yalnızca “daha fazla veri toplamak” değil; doğru yerde, doğru sayıda ve doğru derinlikte araştırma yapmaktır.
SETAF2018, arkasında 30 yıllık mühendislik deneyimi bulunan kapsamlı bir geoteknik mühendisliği yazılımı olarak tam bu noktada devreye girer. Yazılım; sondaj kuyularının, zemin tabakalarının, SPT ve presiyometre verilerinin dijital ortamda yönetilmesini sağlarken; klasik zemin mekaniği yaklaşımını modern proje raporlama altyapısıyla birleştirir.
Özellikle denklem gösteren rapor yapısı, yönetmelik kontrollerinin ve idare onay süreçlerinin daha şeffaf ilerlemesine yardımcı olur. Çünkü yalnızca sonuç değil; o sonuca hangi mühendislik yaklaşımıyla ulaşıldığı da açık şekilde izlenebilir hale gelir.
Peki TBDY 2018’e göre sondaj sayısı nasıl belirlenir ve araştırma derinliği hangi teknik kriterlere göre hesaplanır?
TBDY 2018’e Göre Sondaj Sayısı Nasıl Belirlenir?
TBDY 2018 ve ilgili zemin araştırma tebliğlerine göre sondaj sayısı belirleme süreci; yapının temel taban alanı, taşıdığı risk seviyesi, oturma hassasiyeti ve zemin değişkenliği dikkate alınarak yapılır. Amaç yalnızca minimum sondaj adedini sağlamak değil; yapının yük etkisi altında davranışını temsil edecek yeterli geoteknik veriyi elde etmektir.
Yönetmelik yaklaşımı özellikle “tek sondajla tüm parseli temsil etme” alışkanığını büyük ölçüde ortadan kaldırmıştır. Çünkü farklı tabaka geçişleri, dolgu alanları, yerel zayıf zonlar veya kaya seviyesindeki değişimler; aynı yapı oturumunda bile farklı mühendislik davranışları oluşturabilir.
Temel yaklaşım şu şekilde özetlenebilir:
- Temel taban alanı 300 m2m^2m2’den küçük yapılarda minimum 3 adet sondaj yapılması gerekir.
- İlk 300 m2m^2m2’den sonraki her ilave 300 m2m^2m2 için en az 1 adet ek sondaj planlanmalıdır.
- Temel oturum alanı 1000 m2m^2m2’yi geçen yapılarda sondajlar yalnızca merkezde değil; yapı köşelerini temsil edecek şekilde dağıtılmalıdır.
- Büyük oturumlu yapılarda yaygın uygulama; 4 köşe + 1 orta sondaj yaklaşımıdır.
- Sondaj noktaları arasındaki mesafe, zemindeki değişkenliği temsil edecek şekilde sınırlandırılmalıdır. Çok geniş aralıklarla yapılan çalışmalar, yerel zemin problemlerinin gözden kaçmasına neden olabilir.
- Küçük oturum alanlarında veya fiziksel erişim problemi bulunan sahalarda, bazı durumlarda sondaj sayısı azaltılabilir.
- Ancak bu tür istisnai durumlarda; sismik kırılma, MASW veya mikrotremör gibi jeofizik çalışmalarla verinin desteklenmesi gerekir.
Özellikle yüksek bina projelerinde, bitişik nizam yapılarda ve karmaşık zemin profillerinde sondaj planlaması yalnızca yönetmelik minimumlarına göre değil; mühendislik riskine göre değerlendirilmelidir.
SETAF2018 içerisinde tanımlanabilen çoklu sondaj kuyuları, tabaka geçişleri ve saha verileri sayesinde farklı noktalardan gelen geoteknik bilgilerin tek model içinde yönetilmesi mümkün hale gelir. Bu yaklaşım, özellikle heterojen zemin koşullarında daha kontrollü analiz ve raporlama süreci sağlar.
Sondaj Derinliği Hesabı: Kritik 2 Şart
Sondaj derinliği belirlenirken yalnızca “zemin sertleşene kadar delmek” yeterli kabul edilmez. TBDY 2018 yaklaşımında amaç; yapının oluşturduğu gerilme etkisinin zeminde artık ihmal edilebilir seviyeye düştüğü derinliğe kadar araştırma yapılmasıdır.
Bu nedenle sondaj derinliği hesabında iki temel mühendislik kriteri birlikte değerlendirilir:
- Yapı genişliğinin 1.5×B1.5 \times B1.5×B kadar derinliğe inilmesi,
- Yapı yüklerinden oluşan gerilme artışının, mevcut efektif düşey gerilmenin %10’unun altına düştüğü seviyeye ulaşılması.
Genişlik kriteri özellikle yüzeysel temellerde hızlı ön değerlendirme için kullanılır. Örneğin yapı genişliği 20 metre olan bir sistemde minimum araştırma derinliği:
H=1.5×B=1.5×20=30 mH=1.5\times B=1.5\times20=30\,mH=1.5×B=1.5×20=30m
olarak değerlendirilir.
Ancak yönetmelik yaklaşımı yalnızca geometrik derinlikle sınırlı değildir. Daha kritik olan ikinci kriter, yapı yüklerinden kaynaklanan gerilme yayılımıdır.
Bu yaklaşım aşağıdaki sınır koşuluna dayanır:
Δσ=0.10σvo′\Delta\sigma=0.10\sigma’_{vo}Δσ=0.10σvo′
Burada:
- Δσ\Delta\sigmaΔσ = yapı yükünden oluşan ilave düşey gerilme,
- σvo′\sigma’_{vo}σvo′ = zemindeki doğal efektif düşey gerilme
olarak tanımlanır.
Efektif gerilme; zeminin taşıyıcı iskeletinin gerçekten taşıdığı gerilmeyi ifade eder ve geoteknik mühendisliğinin temel kavramlarından biridir. Yeraltı suyu etkisi nedeniyle toplam gerilmenin tamamı zemin daneleri tarafından taşınmaz. Bu nedenle oturma, taşıma gücü ve konsolidasyon hesaplarında efektif gerilme esas alınır.
Pratikte bu yaklaşım çoğu zaman “basınç soğanı” (pressure bulb) mantığıyla değerlendirilir. Yapı yükü zeminde derine indikçe yayılır ve etkisi azalır. İlave gerilmenin mevcut efektif gerilmenin %10’unun altına düştüğü seviyede, yapının zemine etkisinin artık sınırlı olduğu kabul edilir.
Özellikle:
- yüksek yapı projelerinde,
- radye temellerde,
- çok bloklu yapılarda,
- bitişik nizam sistemlerde
yük etki alanları birbirleriyle kesişebilir. Bu durumda yalnızca tek yapı genişliği değil, birleşik gerilme etkisi dikkate alınmalıdır. Çünkü komşu bloklardan gelen gerilmeler daha derin tabakalarda ilave oturma ve konsolidasyon etkileri oluşturabilir.
Bu nedenle büyük ölçekli projelerde sondaj derinliği yalnızca minimum yönetmelik değeri olarak değil; yük etkileşimi ve zemin davranışı açısından birlikte değerlendirilmelidir.
SETAF2018’in klasik zemin mekaniği altyapısı içerisinde doğal gerilmeler, gerilme artışları, Boussinesq ve Mindlin-Geddes yaklaşımları gibi teorik hesap yöntemleri yer alır. Bu yaklaşım, geoteknik değerlendirmelerin yalnızca tablo bazlı değil; mühendislik davranışı üzerinden yorumlanmasına yardımcı olur.
Sert Zemin (Kaya) Karşılaşıldığında Ne Yapılmalı?
Sondaj çalışmalarında kaya birimine ulaşılması, araştırmanın otomatik olarak tamamlandığı anlamına gelmez. Çünkü mühendislik açısından kritik olan yalnızca “kayaya ulaşmak” değil; karşılaşılan kaya biriminin sürekliliğini, ayrışma derecesini ve mühendislik davranışını doğru tanımlayabilmektir.
Bu nedenle güncel zemin araştırma tebliğlerinde, kaya ortamında sondajın nasıl devam edeceği daha net şekilde tariflenmiştir.
Özellikle W4 ve W5 sınıfı ayrışmış kaya birimleri; mühendislik davranışı açısından çoğu zaman zemin benzeri karakter gösterebildiği için “taşıyıcı sağlam kaya” olarak doğrudan kabul edilmez. Bu tür seviyelerde araştırmanın yeterli derinliğe kadar devam ettirilmesi gerekir.
Yönetmelik yaklaşımında genel uygulama şu şekildedir:
- W4 ve W5 ayrışmış kaya seviyelerinde sondajın sonlandırılması yeterli kabul edilmez.
- Daha sağlam kaya karakterinin doğrulanabilmesi için karotlu sondaja devam edilmesi gerekir.
- Sağlam kaya birimine girildiğinde genellikle minimum 3.00 metre ilave karotlu ilerleme yapılması istenir.
- Kaya sürekliliğinin belirsiz olduğu veya mühendislik açısından kritik projelerde bu derinlik 5.00 metreye kadar çıkarılabilir.
- Karot verimi, RQD değeri, çatlak yapısı ve ayrışma durumu birlikte değerlendirilmelidir.
- Özellikle kireçtaşı gibi boşluklu veya karstik davranış gösterebilen formasyonlarda yalnızca ilk kaya seviyesine güvenilmesi ciddi mühendislik riski oluşturabilir.
Bu yaklaşımın temel amacı; ince bir kaya bandının altında tekrar zayıf tabaka bulunma riskini ortadan kaldırmaktır. Çünkü yüzeyde sağlam görünen bir kaya seviyesi, daha derinde devam etmeyen lokal bir birim olabilir.
Özellikle:
- yüksek katlı yapılarda,
- kazıklı temel sistemlerinde,
- derin kazılarda,
- yüksek deprem etkisine maruz bölgelerde
kaya sürekliliğinin doğru belirlenmesi kritik öneme sahiptir.
SETAF2018 içerisinde sondaj kuyuları, zemin tabakaları ve saha verileri detaylı şekilde tanımlanabildiği için; farklı derinliklerdeki mühendislik birimlerinin dijital ortamda daha sistematik yönetilmesi mümkün hale gelir. Bu yaklaşım, özellikle heterojen zemin-kaya geçişlerinde geoteknik raporlamanın daha kontrollü ilerlemesine yardımcı olur.
SETAF ile Geoteknik Süreçlerin Optimizasyonu
Modern geoteknik projelerde en büyük problemlerden biri yalnızca hesap yapmak değil; saha verisini doğru yönetmek, analizleri tutarlı şekilde güncellemek ve tüm süreci denetlenebilir hale getirmektir. Özellikle büyük projelerde sondaj logları, laboratuvar sonuçları, SPT verileri ve analiz tabloları çoğu zaman farklı dosyalar arasında dağılır. Bu durum hem revizyon süreçlerini zorlaştırır hem de raporlama hatası riskini artırır.
SETAF2018’in yaklaşımı, geoteknik süreci parçalı dosya yapısından çıkarıp tek mühendislik modeli altında toplamaktır. Yazılım içerisinde:
- sondaj kuyuları,
- zemin tabakaları,
- SPT profilleri,
- presiyometre verileri,
- temel sistemleri,
- kazı destek yapıları
aynı proje ortamında yönetilebilir.
Bu yaklaşım özellikle zemin etüdü revizyonlarında önemli avantaj sağlar. Örneğin yeni açılan bir sondaj kuyusundaki tabaka değişimi modele işlendiğinde, ilgili analizler ve raporlar çok daha kontrollü şekilde güncellenebilir.
SETAF2018’in dikkat çeken taraflarından biri de klasik zemin mekaniği yaklaşımını modern görselleştirme altyapısıyla birleştirmesidir. Yazılım; doğal gerilmeler, gerilme artışları, oturma hesapları, taşıma gücü ve kazı destek analizleri gibi klasik mühendislik yöntemlerini kullanırken; aynı zamanda 2D ve 3D modelleme desteği sunar.
Özellikle perspektif ve plan görünümleri üzerinden:
- sondaj yerleşimleri,
- temel geometrileri,
- dayanma yapıları,
- oturma noktaları
görsel olarak incelenebilir. Bu durum yalnızca mühendislik kontrolünü kolaylaştırmaz; aynı zamanda proje ekipleri arasındaki koordinasyonu da hızlandırır.
Geoteknik süreçlerde zaman kaybettiren en önemli başlıklardan biri ise rapor hazırlamadır. Birçok yazılım analiz sonucu üretse de, idare onayına uygun teknik rapor oluşturma kısmı hâlâ manuel ilerler. SETAF2018 burada farklı bir yaklaşım sunar.
Özellikle denklem gösteren rapor yapısı sayesinde:
- kullanılan hesap yöntemi,
- yönetmelik yaklaşımı,
- mühendislik parametreleri,
- ara hesap adımları
rapor içerisinde açık şekilde izlenebilir. Bu durum denetim süreçlerinde önemli avantaj sağlar. Çünkü birçok idare için yalnızca sonuç değil, sonuca hangi mühendislik yaklaşımıyla ulaşıldığı da kritik öneme sahiptir.
SETAF’in karşılaştırma tablolarında öne çıkan “denklem gösteren rapor” özelliği, özellikle belediye, kontrol firması ve teknik müşavir incelemelerinde şeffaflık sağlar.
Pratikte bunun anlamı şudur:
Daha hızlı raporlama, daha kontrollü revizyon süreci ve daha izlenebilir mühendislik çıktıları.
Sondaj Sayısı Belirleme ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular (FAQ)
Temel taban alanı 500 m2m^2m2 olan bir bina için kaç sondaj gereklidir?
2021 güncel tebliğine göre, ilk 300 m2m^2m2 için minimum 3 adet sondaj yapılmalıdır. Kalan alan için ise her ilave 300 m2m^2m2 başına en az 1 adet ek sondaj planlanır. Bu nedenle 500 m2m^2m2 temel oturum alanına sahip bir yapı için toplamda en az 4 adet sondaj önerilir.
Sondaj derinliğinde yapı genişliği mi yoksa gerilme artışı mı dikkate alınır?
Yönetmelik yaklaşımında her iki kriter de birlikte değerlendirilir. Öncelikle yapı genişliğinin en az 1.5×B1.5 \times B1.5×B kadar derinliğe inilmesi kontrol edilir. Ayrıca yapı yüklerinden kaynaklanan gerilme artışının, doğal efektif gerilmenin %10’unun altına düştüğü seviye hesaplanır.
Gerilme kriteri aşağıdaki eşitlikle değerlendirilir:
Δσ=0.10σvo′\Delta\sigma=0.10\sigma’_{vo}Δσ=0.10σvo′
Hangi yaklaşım daha derin araştırma gerektiriyorsa, o derinlik esas alınır.
Kayaya rastlandığında sondaj hemen durdurulabilir mi?
Hayır. Kaya birimine ulaşılması sondajın otomatik olarak sonlandırılması anlamına gelmez. Kaya sürekliliğinin ve mühendislik davranışının doğrulanabilmesi için karotlu sondaja devam edilmesi gerekir.
Genel uygulamada:
- sağlam kaya birimine girildikten sonra minimum 3 metre,
- bazı kritik projelerde ise 5 metreye kadar
ek karotlu ilerleme yapılması istenir.
Özellikle ayrışmış kaya seviyelerinde (W4-W5) bu kontrol daha kritik hale gelir.
Sondaj sayısı belirlenirken BYS (Bina Yükseklik Sınıfı) etkili midir?
Evet. Özellikle yüksek yapı sınıfındaki projelerde BYS değeri doğrudan araştırma kapsamını etkileyebilir. BYS ≤3\leq 3≤3 olan yüksek binalarda ve üst deprem tasarım sınıflarında daha kapsamlı geoteknik araştırma gerekebilir.
Bu durum:
- minimum sondaj sayısını,
- araştırma kategorisini,
- laboratuvar deney kapsamını,
- saha deney yoğunluğunu
doğrudan etkileyebilir.
Jeofizik çalışmalar sondaj yerine kullanılabilir mi?
Jeofizik yöntemler, zemin araştırmalarında önemli destek verisi sağlar ancak çoğu projede tek başına sondajın yerine geçmez. MASW, mikrotremör veya sismik kırılma gibi yöntemler; tabaka sürekliliği ve dinamik parametrelerin belirlenmesinde faydalıdır.
Ancak mühendislik parametrelerinin doğrudan elde edilmesi için genellikle:
- sondaj,
- SPT,
- presiyometre,
- laboratuvar deneyleri
ile birlikte değerlendirilmeleri gerekir.
Özellikle fiziksel erişim problemi bulunan küçük alanlarda, yönetmelik belirli koşullarda jeofizik destekli azaltılmış sondaj yaklaşımına izin verebilir.





